Düş Peşindeysen, Düş Peşine!

En son güncellendiği tarih: 7 Eki 2018






Uzunca bir süre masmavi bir denize bakıp, kendini içerisinde kaybolmuş bulduğun oldu mu? Fiziksel olarak orda olsan da aslında bambaşka diyarlarda başbamka

bir hayalin içerisinde buldun mu kendini? Gelecek 5 yıl sonra kendimi nerede görüyorum? Hangi çevrede, kimlerle, ne yaparken ve tüm bunları yapmak benim için neden

önemli sorularına cevap aradığın oldu mu hiç?


Düş kurmak insana özgü bir beceri olsa da aslında bunu genlerine kodlamış şekilde yapan mükemmel bir tür var doğa da...


Hiç Monarch Kelebeklerini duymuş muydunuz?


Kanada da yaşayan bu kelebek türü Monarch Kelebekleri. Düşü peşinde birçok zorlu yolu geçerek 4 hafta olan yaşam ömrünü nesilden nesile 9 ay gibi bir süreye uzatmakta

ve yaşama gözlerini kapamadan önce hayata yeni bir canlı meydana getirmekte ve kendisinden sonra gelecek neslin aynı düşü yaşayabilmesi için çoğalmaktadır.


Aslında biz insanoğlunun da yaşam amacı; önce kendimiz için sonra da bizden sonra gelecek nesiller için iyi bir iz bırakmak yok mu?


Tüm bu yaşamdaki çabanın tüm bu anlam arayışının asıl sebebi özümüzdeki gerçeği keşfetmek ve bu gerçeklikle kendimizi var etmek belki de Kelebekler kadar

kısa olan ömrümüzü daha anlamlı ve uzun kılmak değil midir asıl olan?


Peki gerçekçi olabilecek kadar güzel bir düşün peşinden gitmek varken neden vazgeçer insanoğlu? Neden kolaya kaçar sizce?


İşte bu aşamada beynimizi tanımak işimizi kolaylaştıracaktır.


Beynimiz sürüngen beyin, duygusal beyin ve görsel beyin olmak 3 farklı yapıya sahiptir.


Sürüngen beyin en ilkel beyin türü olup, bize en ilkel adımları attırır. Tehtit mi var kaç, acıktın mı yemek ye, risk alma ve şartlarını koru der ve pekte gelişmek

istemez bu beyinde yaşayan canlılar.Konfor alanında olmak güvenlidir çünkü. Yeni bir şey öğrenmek ve kendini zorlamak her zaman için ekstra çaba gerektirir.

Ve bu çabaya girmek her zaman için belirsizdir, denemek emek gerektirir.


Sonrasında Duygusal Beyin gelir. Bize kararlarımızı verdirirken duygularımızla hareket etmemizi söyler. Duygular önemlidir. Çünkü korktuğumuzda, sevdiğimizde,

heyecanlandığımızda tüm bu duyguları yaşarken aslında bedenimizde farklı farklı hormonların salgılanmasına yol açarak bizi uyarır bu duygular.

Korktuğumuzda kalp atışlarımız hızlanır ve bu duygunun bize hissettirdiği acı, tedirginlik gibi tüm hisler bizi harekete geçirir ve kararlarımızı etkiler.


Peki duygularımızla karar vermemiz kötü mü?


Hayır tabiki değil ama burada önemli olan bir nokta var ki o da duygularımızın esiri olmamak.

Duygularımızın gerçek sesine kulak vermek, o duygunun aslında bize söylediği gerçek mesajın ne olduğuna bakmak gerekiyor.

Duygunun arkasındaki iyi niyet ne diye sormamızı istiyor NLP bu noktada. Çünkü aslında kediyi gördüğümüzde kaçmamıza neden olan işte bu

duygu. Bize "geçmişte yaşadığın bir olayda da bunu yapmıştın ve acı çekmiştin. Yine aynı acıyı çekebilirsin bak dikkat et diyor" olabilir. Yani asıl o duygunun bizi

korumak için iyi bir niyeti olduğunu fark etmek gerçekten bizi belki de düşümüze giden yolda tutacak ve ihtiyacımız olan cesareti, azmi, öğrenme isteğini bize

verecektir.


Peki sürüngen beyin ve duygusal beyin bunları yaparken görsel beyin ne yapar?


Hani bazen yaşamınızda olur ya, ben bu hayali 1 sene önce görmüştüm ve şu anda gerçek oldu dersiniz. Ve şaşkınlık içerisindesinizdir. Nasıl olduğunu, şartların nasıl

geliştiğine siz bile şaşırırsınız. İşte tüm "İşte Bu!" dedirten hikayeleri yaşamamız aslında Görsel Beynimizi kullanmamızla ilgilidir.

Einstein, Mozart, Atatürk, Steve Jobs, Elen Musk belki Gaziantep'te hayali peşinden koşan Ali Usta, Ümmüye Abla, işte tüm bu kişilerin ortak özelliği hayal kurmaları

ve Görsel Beyinlerde şekillendirdikleri bu hayalin gerçek olması için düşlerinin peşinde koşmalarıdır.


Yani kısaca Görsel Beynimiz geleceği tasarlamamıza yardımcı olur, düşünün ki öyle bir yapıya sahiptir ki siz bir ev hayal ediyorsunuz, renkleriyle, büyüklüğü ile ,

kaçıncı katta olacağı ile deniz manzarası görüp görmeyeceği ile tasarladığınız bu ev sizin oluyor.Çünkü siz görsel beyninizi kullanarak o hayali gerçek kıldınız bile.


Şimdi diyebilirsiniz tüm bunları biliyorum ama düşlediğim o resim yine de gerçek olmuyor.


Ben de size şunu söylerim; O hayali ne kadar içten şekilde istediniz? O hayal için çıktığınız yolda ne kadar çaba harcadınız? O hayal için karşınıza çıkan zorluklarla

ne kadar mücadele ettiniz ve sabrettiniz?


Azmetseniz de, çok isteseniz de Düşünüzün Peşinden koşmakta sabır gerektiren bir yolculuktur. Çünkü asıl o düşe ulaşırken aynı Monarch Kelebeklerinde olduğu gibi,

karşımıza çıkan acılar, yenilgiler, belki de farklı farklı tanıdığımız insanların farklı yüzleri bize çok şey öğretir. Yolculuktur asıl olan, bizi olgunlaştıran,

dönüşürken özümüzdeki bize bizi yakınlaştıran. İşte bu anlardır asıl erdemli davranışı sergilememize neden olan.


Seçim bizdedir aslında böyle yolculuklarda sürüngen beynimizle düşünüp kaçacak ve kolayı mı tercih edeceğiz? Duygusal Beynimizle düşünüp daha önce aynı acıyı çekmiştim

bu yol yol değil mi diyeceğiz? Ya da görsel beynimizle düşünüp evet bu Düşe çok inandım ve onun peşinden gideceğim mi diyeceğiz?


Tüm bu kararlarda her ne yapıyorsanız yapın "hayatınızda bir iz bırakacaksınız" unutmayın.


Ve 5 sene sonra geriye dönüp baktığınız da hala "iyi ki yaptım" diyebiliyorsanız ne mutlu size.


Çünkü asıl olan Düş Kurmak kadar Düşünün Peşinden gidebilme cesaretini göstermektir unutmayın!


Öyleyse Düşlerinizin peşinden koştuğunuz sevdiklerinizle, huzurla, sağlıkla, keyifle zaman geçirdiğiniz harika bir Bayram dilerim.


Sevgi ve Saygılarımla


Burcu Şen

İyibiriz Özde Dönüşüm Meri-Kurucu

Kurumsal Öğrenme&Gelişim Projeleri Danışmanı

Kadın Liderlik Gelişimi Koçu-NLP Uzmanı



"İYİBİRİZ" için "Bir" olmanın değerine inanırız.













6 görüntüleme