Kendi Dönüşümünün Farkında mısın?



İnsan bebeklikten başlayarak anne-baba ve toplum tarafından belirli algılarla yetiştirilip,onların yargıları ile yaşama itilir. İnsanın kendi gücünün varlığı pasifleştirilerek, toplum içinde,toplumla uyumlu bireyler olmak için baskılanır ve rol modeller içine sokulmak istenir. Baskılanan insan ruhu süreçte yitik bir çocuk gibidir artık. Kendini kaybetmiştir ve aradığı şey yine kendisidir aslında.


Dünyada yaşıyor olmak kimi zaman zorlayıcı kimi zaman akan bir nehir gibi muhteşem anlara tanık olarak tezahür eder. Yaşamda kalma mücadelemiz ve aslında kaybolan içimizdeki çocuğu ararken; güç,mücadele,zevk,güven,cesaret,acı,korku gibi pek çok yanılsamanın içinde İlahi Öz kimliğimizi unutup daha yüksek bir amaca hizmet eden yüksek benlik seviyesinden kopup uyanışa geçme noktasından uzaklaşabiliriz.


Bunun farkına varmak uyanış merdiveninin ilk basamağı olabilir. Ve bu noktada ‘ben kimim ? ‘ sorusu akıllara gelebilir. Büyüdükçe toplumun ve çevrenin algılarıyla donatılıp içimizdeki ben in üzerine çeşitli maskeler takarız. Zamanla öfke,korku,endişe,başarısızlık, yetersizlik,değersizlik gibi duyguların esiri oluruz. Halbuki tüm bunlar , küçükken bizi korkutan ‘ yatağın altındaki öcüler ‘ gibidir.


Anne babamızın kontrolü sağlamak amacıyla bizi baskılamak için söyledikleri uydurma bir yanılsamadır. Bir ilüzyondur. Ve artık biliyoruz ki o yatağın altında hiçbir zaman öcüler yoktu ve hiç de olmadı. Nasıl ki okulda daha yüksek sınıflara çıktıkça anaokulu fikirlerini arkada bırakıyorsak; en sonunda anlıyoruz ki yetersizlik değersizlik korkunun artık hayatımızda yeri yok.


Kim olduğumuzla ilgili önyargılı kavramları salıvererek bunun yerine içimizdeki doğuştan gelen güçle bir olmayı ve sınırsızlığımızı konuşturmayı seçebiliriz. Bu noktada kabul, teslimiyet ve serbest bırakma kavramları Öz'e yolculuktaki hediyemizle buluşmamızın sırları arasında. Aslolan mucize Öz'ün ortaya çıkmasını sağlayan sırları keşfetmektir.


Dünya içten dışa bir yolculuktur ve yol da içimizdedir. Sen değişirsen dünya değişir hayat mottolarımızdan biri olarak bizi bir üst seviyeye taşıyabilir. İçimizdeki Ben'i ararken belirli engellerin bize meydan okuması ve bizim planımıza ters düşen durumların tezahür etmesi kaçınılmazdır. İşte bu noktada , en uygun çözüm inanmak, teslim olmak ve evrenin yolundan çekilerek İlahi sürecin ve planın her bir adımımızda bizimle birlikte bizim için en mükemmel olanı yaratıyor olduğuna inanmaktır. Bu teslimiyet ışığı zaten her birimizde olan ve biz ona izin verdikçe alevlenen bir arınma mabedidir. Teslimiyet tembellik değil aksine İlahi olanın her zaman hayrımıza işlediğine güvenerek onun hediyesini kabul etmeye açık olmaktır. Kendimizi arındırarak ve içimize yolculuk yapıp hayat amacımızı anlamlandırarak varoluş serüvenimizi taçlandırırız. Büyük resmi görebilmek ve içimizdeki çocukla kucaklaşıp kendi olma şansını ona verebilmek için ihtiyacımız olan şey inanmak ve teslim olmaktır.


Unutmayalım ki, ‘ daha üstün bir seviyede doğabilmek için daha aşağı bir seviyede ölmek gerek ‘


Esin Arslan

Dönüşüm Elçisi

10 görüntüleme