Nasıl Düşünüyorsan, Öyle Hissedersin

En son güncellendiği tarih: 7 Eki 2018






Harika bir haftaya Merhaba,


Ağustos ayının son haftasına girerken uzunca bir tatili bitirmenin yarattığı değişik düşünceler içerisindeyiz.

"Kimimiz oh be artık işlere koyulabileceğim ve geriye kalan 4 ayı çok iyi değerlendireceğim. Yapacak çok iş var."

diye düşünürken kimimiz ise "Tatile doyamadım. Daha bir 15 gün olsaydı da dinlenebilseydim. Yapmak istediklerime

odaklanabilseydim." diye düşünüyor olabilir.


İster pozitif ister negatif düşünceler içerisinde olun düşünceleriniz duygularınızı ve ne hissettiğinizi belirliyor.

Ve her hissettiğiniz duygunun size söylemeye çalıştığı önemli bir gerçeklik var.


İçerisinde bulunduğumuz duygu durumu içerisinde çoğu zaman bunu görmemiz pek mümkün olmaz.


Peki aslında kararlarımızı vermemizde çok etkili olan düşüncelerimizin ve duygularımızın aslında bize söylemek istediği

gerçeklikleri tanımaya ne dersiniz?


Örneğin eve geciken eşinizi veya çocuğunuzu düşündüğünüzde hiç aklınızdan olumsuz düşünceler geçtiği olur mu?

Ya başına kötü birşey geldi ise dediğiniz? Tanıdık geliyor sanki..

Eğer böyle düşünüyorsanız hep ya da hiç bakış açısı ile düşüncelerinizi şekillendirmektesinizdir.


Peki terfi edemediğiniz o yöneticilik pozisyonu sonrasında kendi kendinize "Yönetici de olamadım. Ben bir hiçim.Kimse benim değerimin

farkında değil dediğiniz" oldu mu?


Eğer böyle düşünüyorsanız "mükemmelliyetçi" birisi olduğunuzu söyleyebiliriz.

Düşüncenizin temelinde herhangi bir yanlış ya da hatadan korkarsınız, çünkü o zaman kendinizi başarısız, beceriksiz, yetersiz ve değersiz hissedersiniz.

Aslında olayları böyle değerlendirmek tamamiyle bizim düşüncelerimizin eseridir. Çünkü hayatta kimse bütünüyle zeki ve aptal değildir.

Aynı şekilde hiç kimse bütünüyle çekici ya da tamamıyle çirkin değildir. Bu evrende "mutlak"

yoktur. Eğer yaşamınızı "mutlak" lık sınırlarına zorlarsanız sürekli yetersiz hissedersiniz, çünkü algılarınız

gerçekle örtüşmez.


Diğer bir durum ise başınıza bir şey geldiğinde o şeyin tekrar tekrar yineleneceği, çoğalacağı sonucuna vardığımız durumlardır.

Bir çalışanınız bir raporu yanlış yaptı ise diğer raporları da yanlış yapacağını düşünmeniz ve tekrar tekrar yineleceğini düşünmeniz bu düşüncenin ürünüdür.

İşte böyle durumlarda kendinizi üzgün ve tatsız hissetme olasılığınız yükselir.


Aynı şekilde bir olaydaki olumsuz ayrıntının üzerinde odaklanarak bütün olayları olumsuz gibi algılanması da

bize özgü bir düşünce biçimidir. Örneğin kız arkadaşından veya eşinden yeni ayrılan birisinin ilişkilere dair

her şeyi olumsuz görmesi buna verilebilecek bir örnektir. Eğer hayattaki olumsuzlukları görmeye dair bir zihinsel

filtreye sahipseniz bu "zihinsel filtrenin" farkında olmadığınız için her şeyin olumsuz olduğuna karar verirsiniz.



Bir de bunun tam tersi vardır ki olumlu düşünceleri bile olumsuz tarafından görme eğiliminde olanlardır.

Örneğin birisi size iltifat eder veya yaptığınız bir iyilikten dolayı sizi över. Siz ise bu övgüyü zihinsel

olarak diskalifiye ederek "Gerçekten hiç önemli bir şey değil" diyebilirsiniz. İşte bu tarz durumlarda her

güzel şeyin üstüne bir kova su dökerseniz, hayat size hep "rutubetli ve kasvetli" görünebilir. Böyle düşünenler parmak kaldırsın:)



Bir de zihin okuyanlar ve falcılık yapanlar vardır.

Örneğin iş yerinde bir arkadaşınız yanınızdan geçiyordur ve "merhaba" bile dememiştir, derin düşüncelere dalmış olduğundan sizi fark etmemiş

olabilecekken sizin "Beni görmezden geliyor. Belki de beni artık sevmiyor." diye düşünmeniz zihin okumaya bir örnektir.


Aynı şekilde elinizde bir küre varmış gibi kötü birşey olacağını düşünüp, gerçekçi olmamasına rağmen bu tahmini

doğru kabul etmekte falcılık yapmaya örnektir. Tahminler gerçek dışıdır ama biz onlara inanmayı kolay buluruz.

Ve sonucunda da maalesef kendimizi kötü hissederiz.


İş hayatında çoğunlukla yaptığımız bir diğer düşünce tarzı ise etrafımızdakileri gereğinden fazla büyütmek veya küçültmektir.

"Dürbün hilesi" de diyebileceğimiz bu düşünce biçiminde kendi hatalarımıza, korkularımıza ya da kusurlarımıza bakıp çok önemliymiş gibi büyüttüğümüzde olur.


Başarılarınıza baktığınızda da dürbünün her şeyi küçük gösteren yanlış tarafından bakarsınız.

İyi taraflarınızı küçümser ve kendinizi aşağı hissedersiniz. Ama sorun sizde değildir gözlerinizdeki o yanlış lenstedir.


Bazende duygularımızı gerçeğin kanıtı gibi algılarız. Mantığınız "Kendimi çok başarısız hissediyorum. Çünkü ben başarısızım" şeklinde işlemektedir. Bu çeşit

mantık yürütme yanlıştır çünkü duygularımız düşüncelerimizi ve inançlarımızı yansıtmaktadır. Böyle durumlarda duygularınızı yaratan düşüncelerinizin gerçekliğini

sorgulayın lütfen. Daha önce hiç mi başarılı olduğunuz hikayeniz olmadı bir bakın bakalım geçmiş başarılarınıza. Eminim bir tane vardır.

Hiç yoksa hayata gelmiş olmanız bile büyük bir başarı değil mi:)


Bir de çok sık yaptığımız düşünce kalıplarından birisi de -meli -malı düşünce kalıbıdır. "Bunu bitirmeliyim. Şunu tamamlamalıyım." Hiç bitmeyen işlerin

en temel göstergesidir. Kendimizi motive etmeye çalışırken daha çok soğuturuz kendimizi. Lazımcılık yaklaşımında iseniz ve başkalarına -meli -malı ile

hitap ediyorsanız. Bunu yapmalı, etmeli gibi genellikle stres ve öfke hissedersiniz. İnsanların davranışları yüzünden hayal kırıklığına uğrarsınız.

En iyisi beklentinizi gerçeklerle uyumlu hale getirin ve gerçekten ne istediğinize odaklanın.Böylesi daha az sıkışmışlık hissetmenizi sağlayacaktır.


Ve son olarak Etiketleme ve Kişiselleştirme düşünce kalıplarından bahsedebiliriz.

Hatalarınıza dayanarak kendinizi tamamiyle olumsuz bir şekilde yargılarsınız. Ve inancınız genellikle "Kişinin ölçüsü, yaptığı hatalardır" düşüncesidir.

Eğer "Ben bir... " ile başlıyorsa cümleleriniz bilin ki kendinizi veya başkalarını etiketliyorsunuzdur.


Ve düşünce biçimlerinin belki de en ağırı hiç bir nedene dayanmaksızın olumsuz bir olayın sorumluluğunu üstlenirsiniz. Yürüttüğünüz bir organizasyonda

5 dakikalık bir sarkmanın sorumluluğunu üstlenmeniz gibi. Kişiselleştirme, bütün dünyayı sırtınızda taşıdığınızı hissettirir ve ağır bir sorumluluğun altında

acı hissetmenize neden olur.


Tüm bu düşünce kalıplarından özgürleşmek ve duygularınızı yönetebilmek için yöntemler bir sonraki yazımızda olacak.

Siz yine de duygularınızı düşüncelerinizin şekillendirdiğini bilin ve düşüncelerinize dikkat edin.


Sağlıklı zihin ve kalp bütünlüğünde bir hafta olması dileğiyle


Sevgi ve Saygılarımla

Burcu Şen

İyibiriz Özde Dönüşüm Merkezi-Kurucu

Kurumsal Öğrenme&Gelişim Projeleri Danışmanı

Kadın Liderlik Gelişim Koçu, NLP Uzmanı


"İYİBİRİZ" için "Bir" olmanın değerine inanırız.



0 görüntüleme